Geri


Halk balık yesin abiler
(10 Temmuz 2000)


Yeniköy'de yıpratıcı bir fatura ödeme seansının ardından şuursuz bir şekilde Tarabya'ya doğru yürüyüşe geçmişim. Bir yandan önüme bakarak yürüyor, bir yandan da "Fatura ödemeden nasıl yaşanır?" sorusuna kendimce radikal cevaplar üretiyorum. Aslında cevap filan üretemiyorum ya, her neyse...

Hava hepinizin çok iyi bildiği gibi inanılmaz sıcak. Oğuz Aral'ın karikatürlerindeki gibi eriyerek bir su birikintisine dönüşeceğimi düşünüyorum. Bir anda fark ediyorum ki, saat neredeyse beş filan olmuş ve ben kahvaltıdan beri hiçbir şey yememişim.

Artık bir amacım var ya, mutlu oluyorum ve yekten "Ne yesem" konumuna geçiyorum.

İşte tam o anda, denizin üzerinde kıyıya dört halatla bağlanmış bir tekne gördüm ve "Balık-ekmek!" diye bağırdım.

Aslında bir balık-ekmek fanatiği olduğum söylenemez. Yani karnım acıktığında aklımdan geçen yemek listesinin ilk 10'unda asla kendine bir yer edinemedi bu kombinasyon. Ama o anda balık-ekmek kişisel yemek listemde hızla yükselişe geçti ve birinci sıraya yerleşiverdi.

Açık konuşmak gerekirse, teknenin adına vuruldum. Teknenin adı: Takanik!.. Kaldırımla tekneyi birbirine bağlayan ince uzun tahta iskeleden hafif hafif yalpalayarak Takanik'e ulaştım. Böyle hesaplarda hep çuvallarım ama herhalde 10-15 masa filan sığdırmışlar takaya.

Denizin üstünde oturacak yer ararken yine deniz kenarını seçmek nasıl bir ruh hali göstergesidir bilmiyorum. Neyse, denizin üstünde ve deniz kenarında oturduktan sonra şöyle bir etrafı kestim. Haftaiçi olmasına rağmen tekne bayağı bir dolu.

Halk, seyreden tok adamı bile acıktıracak bir iştahla yemek yiyor.

Müşteriler arasında sahil gezmesine çıkmış teyzeler ve kontrol etmekte zorlandıkları çocukları, final dönemi şokunu atlatmak için kendini Boğaziçi'nin asil ve de şefkatli kollarına atmış öğrenciler falan filan var.

Garsona balık ekmek ve bira istediğimi söylüyorum. Bira yokmuş. Ruhsat alamıyorlarmış. Yazık! O ruhsatı vermeyen adamı getirip o Takanik'e oturtacaksın, bak bakalım veriyor mu vermiyor mu?..

Neyse, garson çocuğun "Salata da vereyim mi?" sorusuna, aslında kendimden hiç beklemediğim bir karşılık veriyorum ve "Ya, iyi olur" diyorum.

Salata geldikten sonra bunun hayatımda verdiğim en doğru salata siparişi olduğunu anlıyorum. Fevkalade şahsiyetli bir salata geliyor çünkü. Kocaman çukur kapta yok yok ve tadı da çok güzel. Zaten balık ekmek de güzel.

Bu arada hemen belirtmek gerekiyor. Yan masalarda çupra falan filan da yiyorlar. Yani Takanik klasik bir balık-ekmekçi değil.

Bizzat Boğaz'ın üstünde duran, yavaş yavaş salınan mobil bir halk tipi balık lokantası.

Yemek bittikten sonra açıkçası canım kalkıp gitmek istemedi. Yani o sıcakta, Takanik'in gölgesinde Boğaz'ın ritmiyle yavaş yavaş sallanmaktan daha iyi bir alternatif gelmedi aklıma. Ama her güzel şeyin bir sonu vardır. Hesabı istediğimde ne kadar ucuz olduğuna şaşırdım. Bir kola, bir salata ve bir balık ekmek için 3 milyon lira gibi bir hesap geldi. Boğaz'da herhangi bir balık lokantasına gittiğinizde 5 milyon lirayı sadece otoparkçıya bıraktığınızı düşünürseniz, rakamın ne kadar ucuz olduğu da ortaya çıkıyor.

Takanın minik iskelesinden kaldırıma ilk adımımı attıktan sonra dönüp tekrar Takanik'e baktım ve Gözcü'nün reklamlarındaki gibi "Halk balık yesin abiler!" deyip Tarabya'ya doğru adımlarımı sıklaştırdım.


Arnavutköy
   Birinci Cadde No. 87   Tel: (212) 263 83 46   263 83 47   (532) 451 48 12